28 Haziran 2016 Salı

İstanbul Reklam Firması, Tabela Firması, Açıkhava Reklam Fİrması,Dijital Baskı Merkezi

ÜÇYÜZ REKLAM
BİZ KİMİZ?
Açıkhava
reklam sektöründeki tecrübemizi, gelişen dinamik yapımızla siz değerli
müşterilerimizin hizmetine sunmaktan son derece mutluyuz.

Modern işletmecilik yapımızda güven, kalite, zamanında teslim, iş güvenliği ile
müşteri memnuniyeti dün olduğu gibi bugün de vizyonumuzu belirleyen temel
unsurlardır.

Son teknoloji donanımlara sahip olan makine parkurumuz ile hizmet anlayışımızı
ve müşteri portföyümüzü genişletmekteyiz.

Hedefimiz, yeni yatırımlarla Ulusal ve Uluslararası markalara hizmet vermeye
devam etmektir.






HİZMETLERİMİZ
Yılların
Verdiği Tecrübe İle Reklam İşlerinizi Profesyonel Ekibimiz Tarafından
Yapmaktayız. Müşteri Memnuniyeti, Hızlı Teslimat Politakamız ile Yurt İçi ve
Yurt Dışı İşlerinizi Yapmaktayız






DİJİTAL BASKI
Dijital
baskı sektörü, teknolojinin ilerlemesine paralel bir şeklide gelişen ve her
geçen gün yenilenen bir sektördür. Geçmişte belli standartlar çerçevesinde
sadece rulo malzemeler üzerine 72dpi kalitede baskı yapabilen makineler,
günümüzde tabaka malzemeler ( cam, tahta, Pleksiglas vb. ) üzerine de yüksek
kalitede baskı yapabilmektedir.

Sektördeki bu gelişimi takip ederek yüksek baskı kalitesinde ve geniş yelpazede
malzemeler üzerine baskı yapabilen makineler ile çalışmalarımızı
sürdürmekteyiz.






PROJE VE TASARIM
Her
üretim işinde olduğu gibi işimiz projelendirmeyle başlıyor.

Müşterilerimizden gelen talepler doğrultusunda önceliğimiz, masada yol
haritamızı belirlemek, mecranın keşfi, ölçülendirme, fotoğraf çekimi, yapılacak
işin simülasyonu, yapılacak işe uygun malzeme belirleme ve zaman yönetimini
içermektedir.

Hayaller her zaman gerçeğe dönüşemeyebiliyor. Tasarım ekibimiz, tecrübesiyle
uygulanabilir tasarımlar üreterek hayal gücü sınırlarını zorlayan, estetiğin
teknoloji ile buluştuğu çalışmalara imza atmakta..






TABELA İMALAT VE MONTAJ
Firmaların
Açık hava yüzü olan tabela talepleri ,Projenin başlangıcında yaptığımız keşif
çalışması, ile süreç en hızlı şekilde başlar ve profesyonel ekip ile imalat
aşaması sorunsuz tamamlanmaktadır.

Montaj ekibimiz, proje dosyasında detayları belli olan ürünün montajını tüm
güvenlik önlemlerini alarak gerçekleştirir.

Yaptığımız montajların önemli bir kısmı yüksek alanlarda olduğundan deneyimli
montaj personellerimiz düzenli olarak iş güvenliği eğitimlerinden geçmekte ve
gerekli sertifikalara sahiptirler






ENDÜSTRİYEL ÜRETİM


Konusunda
deneyimli üretim ekibimiz, tasarımı ve üretim projelendirmesi tamamlanan işleri
üretim programı içerisine alarak çalışmalarına başlar.

Üretim ve montaj planlamasına alınan iş, ilgili müşteri yöneticisi denetiminde,
gereken teknik standartlara uygun ve teslim zamanlamasına uyan bir akışta
tamamlanır.

Üretimde kullandığımız hammadde veya yarı mamul ürünlerin tamamı kendini
kanıtlamış, gerekli sertifika ve belgelere sahip ürünler içerisinden
seçilmektedirwww.ucyuzreklam.com

2 Eylül 2015 Çarşamba

Sosyal Medya Hedefleriniz ve İpuçları

Sosyal medyayı sadece fotoğraf paylaşmak, anlamlı sözler retweet etmek, check-in yapmak için kullanıyorsanız, silkinip uyanmanız için buradayız. İşletmenizi Temel Reis olarak varsayarsak Sosyal Medya ıspanaktır!Sosyal Medyayı etkin bir şekilde kullanmak istiyorsanız bu 8 maddeyi kaçırmayın.
Facebook’a at herkes görsün!. Bu düşünce günümüzde iki odalı küçük fakat beklentileri büyük ve gelecek umutları olan şirketlerden dünyanın her yerinde devasa ofisleri, camdan duvarları olan dev işletmelere kadar bütün işletmelerde geçerli olan herkes tarafından kabul edilen bir düşüncedir.
Son kullanıcıların işletmeniz ile iletişimi geçecekleri, kullanıcı sayısı milyonları bulan sosyal medya sitelerindeki resmi sayfaları, kullanışlı web siteleri ve forumları bir işletmenin “mutlaka yapılması gerekenler” listesinde olması gereken maddeler olarak karşımıza çıkıyor.
Günümüzde fikirlerinizi kitlelere ulaştırmak istiyorsanız kaçınılmaz olarak en popüler yol olan Sosyal Medya yönetimine el atacaksınız.
Sosyal Medya yönetimi ürünlerinizin ve hizmetlerin tanınmasına, işletmenizin gelişmesine katkı sağlamakla beraber müşterilerinizin ihtiyaç ve arzularını anlamanıza olanak sağlar.
Sosyal Medya yönetiminde başarılı olmak için sizlere 8 maddelik bir yazı sunuyoruz. Elbette ki Sosyal Medyada başarılı olmanın yolu sadece bu 8 madde değil, sizin tecrübeleriniz ve çıkarımlarınız da bu konuda çok önemli bir etken.

 1. Sosyal Medya işinizi kim yapıyor?

Kalem (bu durumda klavye) kılıçtan keskindir, öyleyse bu silahı hangi ellere teslim ettiğinize dikkat edin. Sosyal Medyada itibarı yüksek bir uzmandan yardım almak akıllıca bir çözüm olacaktır.Fazla bilginiz olmadığı halde kendiniz yönetmeye çalışırsanız sadece paylaşmaktan öteye geçemeyebilirsiniz.
Sosyal medya ortamı paylaşmanın dışında pazarlama ortamıdır aslında. İşinizi pazarlayacak doğru teknikleri üretirseniz çok iyi dönüşümler alabilirsiniz.

 2. İpin ucunu kaçırmayın

Günümüzde sosyal medya platformu sayısı oldukça fazladır. Hepsinde birden popüler olmaya çalışmak boşa kürek çekmekten başka bir şey değildir. Hedef kitlenizi analiz ederek daha az sayıdaki sosyal medya mecrasına odaklanın.
Her işletme için Pinterest doğru bir mecra değildir. Burada harcadığınız efor size hiçbir katkı sağlamayabilir. Benzeri birçok örnek var. O nedenle mecra seçimi ve reklam bütçenizi doğru ayarlama işletmeniz için önemlidir.

 3. Hedef kitlenizi belirleyin

İçeriklerinizi okuyacak olan hedef kitleniz hakkında iyi bir fikir sahibi olmanız yapacağınız çalışmalarınızdan elde edeceğiniz verim için oldukça önemlidir. Sosyal medyada yaptığınız doğru ve yanlış işleri belirleyecek olan bu konu hakkında derin bir analiz yapmanızı öneririz. Örneğin bir iş ağına hitap ediyorsanız Youtube’a video yüklemekle uğraşmak yerine Linkedin sizin için en doğru adres olacaktır.
hedef-kitle

4. Starbucks gibi olun

Her şeyden önce müşterilerinizin sizden bazı beklentileri olacaktır. Bu kuralı unutmamaya dikkat edin. İstikrar her zaman beklenen bir özelliktir. Bir günde 20 tane paylaşım yapayım, sonra bir süre ortadan kaybolayım, gidişim sessiz oldu ama dönüşüm muhteşem olacak diyorsanız istikrarlı rakiplerinizin tozunu yutmaya devam edersiniz.

 5. Papaz her zaman pilav yemez

Değişik yaklaşımlar sunun. Kestirmeleri kullanmayın. Daha önce kimsenin gitmediği yollardan gidin, yeni yollar açın. İnsanlar aynı şeyleri görmekten çabuk sıkılırlar, biraz baharat ve biraz tuz ile yemeğinize lezzet katın.

6. Altın anahtar: İletişim

Müşterilerinizin yorumlarının gerçekten değerli olduğunu hissettirin. Eğer gönderilerinize yorum yazdıysalar cevap verin. Yorumlarını onaylayın ve geri bildirimlerine kulak verin. Bu davranış sosyal medya varlığınıza muazzam bit katkıda bulunacaktır.

7. Kullanacağınız araçlara özen gösterin

Sosyal medya yönetiminde planlamanın önemi çok büyüktür. İşlerin kusursuz yürümesi için piyasada onlarca araç var. Örneğin Hootsuite. Zamanlama, ölçme, raporlama gibi özellikler işinize çok yarayacaktır.

8. Sabır erdemdir

Her şey bir gecede olmayacaktır. Elbette ilk denemelerinizde başarısız olma ihtimaliniz var fakat bu sizi yıldırmasın. Tecrübelerinizi analiz ederek başarının yolunu inşa edebilirsiniz.
Sosyal medya yönetiminde 3 esas vardır;
  • Detaylı araştırma
  • Dikkatli planlama
  • İşi yapacak doğru insanlar
Bu üçünü doğru oranda karıştırarak sizi başarıya götürecek formülü elde edebilirsiniz.

Google Amaç

Google muzipliklerine bir yenisini daha ekledi. 1 Nisan şakaları arasında bu yıl, Gmail’i mavi tonlarına bürünmüş olacağını ilan etmesi de yer aldı.
Arama motorlarının devi, kendi adına e-posta servisinde bir devrime imza atmış görünüyor. Gmail bu gün kullanıcılarını mavi rengi ile karşılayacağını duyurdu. Gmail’i açtığınızda karşınıza her şeyin mavi olduğu bir ekran çıkabilirdi.
Aklınızda hemen ne kadar değişiklik oldu gibi bir soru belirmiştir. Hemen merakınızı giderelim. Gmail eski arayüzünü hala kullanıyor. Ama dün akşam yapılan duyuru iyi bir şaka oldu.
Bir de Google Blue’yu tanıtan video yapıldı. Posta oluştur tuşundan yazı tipi kısmına kadar her şey mavi.Google’ın proje yöneticisi “Gmail aynı sadece biraz mavileşmiş” diyerek duruma yorumunu kattı. Video rengi değiştirmek için kullandıkları teknolojiyi ortaya çıkarmanın 6 yıl aldığını söylüyor.
Hatta şirket farklı renk tonlarını bile denemiş. Mesela sarı, turuncu ve kabus olabilirdi ama kahverengi. Sonunda maviye karar vermelerini doğanın içinden bir renk olmasıyla açıkladılar. Gerçi Google’ın mavisi doğadakinden daha da güzel olmuş.
Google Blue hiçbir şeyden kuşkulanmayan kullanıcılara yapılan 1 Nisan şakalarının sonuncusu olarak anılıyor. Eski şakaların arasında dikkati çekenler: ‘YouTube sadece bir yarışmaydı ve artık kapatılıyor şakası’ , ‘Hazine Haritaları’ ve “Google 1 Nisan’da Şaka Yapmayı Unutmadı” başlığı altında yayınladığımız Google Burun koku ile arama yapabileceksiniz şakasıydı.
Sizin en sevdiğiniz Google şakası hangisi?

12 Mayıs 2015 Salı

Google Glass İçin Sizin Nasıl Bir Fikriniz Olurdu?


dir Google’ın Gözlük şeklinde çıkaracağı cihazı ile ilgili haberleri okumaktayız. Hatta Twiter’da son zamanlarda #ifihadglass etiketiyle yaygınlaşmış bir yarışma sürdürüldü. Birçok teknoloji aşığı Google Glass sahibi olabilmek için en yaratıcı en uç fikirlerini #ifihadglass etiketiyle paylaştı.
Stanford doktora öğrencisi Andrej Karpathy Twitter‘ın uygulama programlama arayüzünü (API) kullanarak Google Glass’ı (Google’ın yeni ürettiği cihaz) deneyecek 4.000 kazananın listesini yapmaya çalıştı. Google hala Gözlüğü kazanan son isimleri açıklamadı.
Teknolojik gelişmeleri sıkı takip edenler bilirler, Big G geçtiğimiz hafta #ifihadglass etikenden satış kampanyası ile ilgili kazananlara sürekli bildirimler göndermekle meşguldü. İşin aslı kazananlar gerçekten de bedava birGoogle Glass sahibi olamayacak. Onun yerine 1.500 dolar ödeyerek Google’ ın ileri görüntü harikası gözlük sahiplerinden biri olacaklar. Bu büyük bir kumar gibi görünüyor. Google yaptığı yarışmada Glass cihazını yaymayı, bu fikri insanlar tarafından kabul edilir hale getirmeyi amaçladı. Çünkü bu teknoloji yeni olduğu kadar farklı ve belki de normal karşılanabilmesi için zamana ihtiyaç olabilirdi. Tüm bunları düşünen Google yarışmasıyla gerçekten de başarılı oldu.
Twitter’ın listesindeki başarılı adların aralarında ünlü isimlerde var. Mesela eski başkan Newt Gingrich “onu hayvanat bahçesinden müzelere götürüp hem hayvan resimlerini hem de fosilleri paylaşmak için kullanırdım” sözleriyle liste başlarında yerini almış. Elektronik şarkıcı ve söz yazarı Imogen Heap“ 3D müzik yapımında bana yardım etmesi için onu eldivenlerimle birleştirirdim” diyor.
Tahmin ettiğiniz gibi, kazanalar listesi spor aktivitelerini, sanatlarını, gösterilerini, müziklerini ve daha fazlasını çekmek isteyen göstericiler ile dolu. Aynı zamanda da birkaç tane de pazarlama tipi söz konusu. Mesela bu gelişmenin markaları ve pazarı nasıl değiştirdiğini öğrenip yazmayı vaat edenler gibi.
Ama daha da ilginci Gözlük için uygulama geliştirenlerden geliyor. Bu ayın ilk zamanlarında Google Gmail gibi birkaç Glass uygulamasını denedi. Sonuçta, iki seçenek var; diğer platformlarda henüz yapılmamış olan uygulamalarına bağlı olarak, Glass ya hızını alıp gidecek ya da ortadan kaybolacak.
Glass kazananlarının vaat ettiği bazı uygulamalardan bahsedelim. Şu an yapılan kayıtın ötesinde bir kayıt imkanı, birinci gözden yayın akışı ve Glass uygulamaları için temalar çoktan yapılıyor bile.
Eğitim, sağlık, ulaşılabilirlik, ve güvelik uygulamaları gibi fikirler önde gelenlerden. Yine de unutmamalıyız ki bu fikirler henüz Glass ile tanışmadan ortaya atıldı.
Oklar Google Glass’ın zenginleştirilmiş gerçekliğin (AR) yükseldiği bir teknoloji harikası olacağını gösteriyor.Hem hands-free bir cihaz hem de doğal bir görüntüye sahip. Şu anda piyasadaki akıllı telefon ve tabletlerde, zenginleştirilmiş gerçeklik (AR) küçük bir yutturmaca gibi kalıyor çünkü kullanıcılar iyi görebilmek için cihazları yukarı kaldırmak zorunda kalıyorlar. O şekilde durmaları ve cihazı kullanma süreleri limitlidir. Bir gözlük şeklinde olan Google Glass onlar gibi dezavantajlara sahip değil.
Ortaya atılmış fikirlerin bazıları aşağıda sıralı:
  • Glass ve Adroid’in ortak çalıştığı yeni bir alışveriş uygulaması.
  • Sevdiklerimle seyahat ederken iletişim kurabilmek için güzel bir uygulama yapardım.
  • Yayınlar için yenilikçi uygulamalar geliştirirdim.
  • Kullanıcılar için sağlık ve ilaçlar ile ilgili bir uygulama geliştirirdim.
  • İnsanlara karbon izlerinin ne kadar olduğunu gösteren bir uygulama yapardım.
  • Size hızınızı, mesafe ve kaloriyi gösteren bir kayak uygulaması yapardım.
  • Eğitim ile ilgili bir uygulama.
  • Alış-veriş yapanlar için bir uygulama yapardım.
  • Tekrar oynatılabilecek kayıtları kullanabileceğimiz ve neyin nerede olduğun bize hatırlamaya yarayan bir uygulama yapardım.

EN İYİ 5 SOSYAL MEDYA YÖNETİMİ

Sosyal medya” kavramıyla tanışalı çok uzun zaman olmasa da, bunu en iyi benimseyen milletlerden biriyiz şüphesiz ki. Hepimizin, bir çok sosyal platformda, belki de birden fazla hesabı mevcut. Bu konuda işler öyle bir boyuta geldi ki, gerek sosyal, gerekse profesyonel amaçla, sosyal medya hesaplarımızı yönetmek bile, başlı başına bir uğraş, bir sorun haline geldi. Hatta, belki de bir çoğumuzun, günlük hayatına bile müdahale eder duruma geldi. Ve ne şanslıyız ki, bizim gibi düşünen bir çok yazılımcı, bu durumun çözümünü farklı farklı programlar haline getirdiler ve bizlere sundular.  Gerek mobil, gerek masaüstü, gerekse internet tabanlı bu yazılımlardan, en beğendiklerimi ve faydalı bulduklarımı sizlerle paylaşmak, ve sosyal medyada marka yönetimi konusunda size katkıda bulunmak istedim. Sözü uzatmadan hemen başlayayım.

1) HootSuite

Bahsetmek istediğim programlardan ilki ve bana kalırsa en yararlılarından biri HootSuite.Peki nedir bu HootSuite? Aslına bakılırsa, sosyal medya yönetimi konusundaki en bilinen program olarak tanımlayabiliriz HootSuite‘i. Türkiye ‘de daha yeni yeni popüler olmaya başlasa da, özellikle Amerika ve Avrupa ‘da gerçekten oldukça büyük bir ilgi gören bu yazılımın işleyişinden biraz bahsedeyim. HootSuite ‘e, istediğiniz tüm sosyal profillerinizi senkronize edebiliyorsunuz. Yani, bir diğer deyişle, eş zamanlı olarak, birden çok sosyal medya profilinizi yönetebiliyorsunuz. Bu, hem zaman yönetimi açısından, hem de organize olmak açısından gerçekten büyük bir avantaj. Örneğin, bir paylaşımı tüm profillerinizde yapmak istiyorsanız, tek tek giriş yapmaktansa, HootSuite girerek, istediğiniz profilleri seçiyor ve eş zamanlı paylaşımlar yapabiliyorsunuz. HootSuite ‘in bir diğer güzel özelliği ise, zamanlanmış içerik atabilmeniz. Göndermek istediğiniz tweetlerinizi ya da profil postlarınızı, istediğiniz tarihe ve saate zamanlayabiliyorsunuz. Bu durum da, sosyal platformlarda zaman geçirmenizi ciddi boyutta azaltan ve zaman verimliliğinizi arttıran bir durum oluyor. Tüm bunların dışında, profesyonel kullanıma yönelik, daha pek çok farklı seçenek ve kolaylık sunan bu yazılımın, diğer özelliklerini de merak ediyorsanız, buradan incelemenizi öneririm.
Daha fazla vakit kaybetmeden hemen diğer uygulamaya geçelim.

2) Buffer

Şimdi bahsedeceğim uygulama ise, Buffer. Bu sistemi, Facebook, LinkedIn ya da Twitter hesaplarınızla senkronize edebiliyorsunuz. Buffer, konsept olarak Hootsuite’e benzese de, ufak tefek farklılıkları ve ilgi çekici arayüzü ile ön plana çıkıyor. Buffer’da da, aynı Hootsuite’te olduğu gibi, tweetlerinizi ya da postlarınızı zamanlama şansınız var. İstediğiniz zaman aralığını, tarih ve saat olarak belirleyebiliyorsunuz. Bir diğer deyişle, peşin bir zaman ayırarak, belki de 1 yıllık tweetlerinizi ya da postlarınızı bile ayarlayabiliyorsunuz. Daha çok, kurumsal ve profesyonel kullanıma hitap eden bu özellik, gerçekten de zaman yönetimi ve organize olma açısından oldukça yararlı görünüyor. Fakat, bunun haricinde, Buffer’ı benzer sistemlerden ayıran; dikkat çeken tarafı ise, size postlayabileceğiniz içerek seçenekleri sunması. Her ne kadar Türkçe destekli bir sistem olmasa da, İngilizce olan içerik önerilerinden tercihinizi yapıp, zamanlayarak ya da anında içeriği profillerinizde yayınlayabiliyorsunuz.
Buffer ‘ın sağladığı en güzel özelliklerden biri de, sistem aracılığıyla postladığınız ya da tweetlediğiniz içeriklerin analizlerini size sunuyor olması. Örneğin, tweetlediğiniz –ya da postladığınız- bir içeriğin, kaç kere tıklandığını, kaç retweet aldığını ya da paylaşıldığını, bu sistem aracılığıyla öğrenebilirsiniz.

 3) Seesmic

Sıra Seesmic ‘e geldi. Seesmic, hem web tabanlı, hem de mobil bir uygulama. Bu uygulama, daha çok twitter, facebook ve linkedin gibi sık kullanılan sosyal platformların hesaplarınının yönetiminde kullanılmakta. Bundan evvel tanıttığım diğer sistemlere oranla, kullanımı biraz daha zor ve görsel anlamda son kullanıcıya çok fazla hitap etmese de, diğer uygulamalardan farklı olarak, Windows ve Mac kullanıcıları için de, masaüstü uygulamaları bulunmakta. Ancak henüz bir Linux uygulaması geliştirmediklerini görüyoruz. Kullanım kolaylığı açısından dezavantajlı bir durumda olsa da, fonksiyonellik açısından gerek bireysel kullanıcıları, gerekse de sosyal medya ajanslarını tatmin edecek özelliklere sahip. Seesmic, tüm bunların yanında, aralarında Klout, Zendesk, Salesforce Chatter ‘ın da bulunduğu yaklaşık yüz civarında farklı üçüncü parti yazılıma entegre olarak çalışıyor.

4) TweetDeck

Şimdi de biraz TweetDeck’ten bahsedelim. TweetDeck de, diğer uygulamalara ziyade, sadece Twitter ve Facebook hesaplarının yönetimi üzerine tasarlanmış bir uygulama. Seesmic gibi, TweetDeck ‘in de Mac ve Windows için masaüstü sürümü mevcut. Fakat bir farkı daha var. O da Chrome tarayıcınızda da uygulama olarak yer alması. Tıpkı diğer sosyal medya yöneticisi araçlar gibi, TweetDeck’te de, eş zamanlı olarak, hesaplarınızdaki hareketleri kontrol edebiliyor, yazılarınızı zamanlayabiliyorsunuz. Bunun yanında, TweetDeck’e girdiğinizde, by Twitter yazısını da logosunda göreceksiniz. Bu yeni sayılabilecek ve fazlasıyla tepki çeken bir gelişme. TweetDeck’in Amerika’daki hızlı yükselişi, geçtiğimiz yaz döneminde Twitter’ın da ilgisini çekti ve 40 milyon dolar karşılığında satın alındı. Zaten, siteye üye olduğunuz zaman, Twitter ‘ın temasıyla çok sayıda benzerlik taşıdığını siz de farkedeceksiniz. Fakat işin en çok eleştirilen, ilginç yanı da şu: Twitter, kendi platformuna bağlanmak için tasarlanmış bir uygulama olan TweetDeck ‘i neden satın aldı? 40 milyon doları daha iyi bir şekilde harcayamaz mıydı? Bu sorular üzerine, sosyal medyada her ne kadar konuşulsa da, bunun doğru ya da yanlış bir yatırım olduğunu zaman gösterecek.

5) SpredFast

Yukarıda bahsettiğim platformlar, her ne kadar hem bireysel, hem de kurumsal anlamda hizmet verse de, şimdi bahsedeceğim platform, genel anlamıyla kurumsal şirketlere yönelik bir kullanıma sahip diyebiliriz. Son olarak da bu nedenle, SpredFast‘i anlatmak istiyorum. Eğer kurumsal bir çizgiye sahipseniz, bu çizgiyi, müşterilerinizin gözünde değerli ve sabit kılmak gerçekten oldukça önemli bir durum haline geliyor. Kataloglara bakıldığında, fiyat seviyesi olarak biraz yukarıda görünse de, SpredFast, özellikle şirketler ve tüzel yapılar için oldukça kaliteli sosyal medya yönetimi fırsatı sunuyor.
Diğer araçlarda da bahsettiğimiz, güncellemeleri ve içerikleri birleştirme yeteneğinin haricinde, bu uygulama kullanıcılarına sosyal medya kampanyalarını yönetip, kıyaslayabileceği bir benchmark özelliği sunuyor. Ayrıca bu kampanyaları, sektördeki diğer kampanya ve ürünlerle kıyaslayabilmenize olanak veren yönetim araçları da bulunmakta.
Analiz özelliği ise, bu hizmeti veren diğer platformlardan çokça farklılaşmış durumda. Bu özellik, paylaşılmış içerik sayısına, kampanyalara ulaşan son kullanıcı sayısına ve takipçi –izleyici- sayısına göre şekilleniyor. SpredFast, aynı zamanda, bit.ly linklerini de takip ederek, diğer sosyal medya bilgilerini toplamak açısından da önemli rol oynuyor. Tüm bu bahsedilenler, teoride karışık görünse de, SpredFast ‘in kullanıcı dostu arayüzü ve dökümantasyonu sayesinde, basit grafiklerle rahatça ifade ediliyor.
Sonuç olarak
Eğer kurumsal bir şirketseniz, ya da internetteki itibarınıza ve marka değerinize kıymet veren bir bireyseniz, uzun bir süreçten sonra, eleyerek en sona bıraktığım bu 5 platform, eminim ki oldukça işinize yarayacaktır. Gerek organize olmanız, gerekse kurumsal imajınızı kaliteli feedbackler aracılığıyla korumanız gibi avantajları sayesinde, kısa sürede vazgeçilmez kullanım alanlarınızdan biri haline geleceğini düşünüyorum. Hepsini deneyerek, size en uygun olanını seçmenizi öneririm.

29 Nisan 2015 Çarşamba

2002 – 2015 İnternet: Nerden Nereye? [İnfografik]


10 yıl. Düşününce, uzun bir süre değil. Ancak bir 10 yıl önce büyük bir sosyal ağ dendiğinde akla Friendster gelirdi ve 3 milyon kullanıcısı vardı. Microsoft’un Internet Explorer’ı %95 pazar payına sahipti. Dünyada çevrimiçi internet kullanıcı sayısı 600 milyondan daha azdı. Bu sayı bugün Facebook kullanıcılarının toplamından daha azdır.
2002’de dünya nüfusunun yalnızca %9’u, 569 milyon kişi, internet kullanıcısıydı. 2012’de dünya nüfusunun %33’ü, yani 2.27 milyar insan, internet kullanmaktadır.
İnternet kullanımı 2002’de günlük ortalama 46 dakika iken; 2012’de 4 saat olmuştur.
2002’de %95 pazar payına sahip Internet Explorer’dı. 2012’de bu oran %39’a düşmüştür. Google Chrome %28, Mozilla Firefox %25 pazar payıyla 2012’nin önde gelen internet ağı tarayıcıları olmuşlardır.
İnfografikten internet ve sosyal ağlar ile ilgili daha geniş bilgilere ulaşabilirsiniz.

28 Nisan 2015 Salı

Duyduk duymadık demeyin; Facebook Like Box Yenileniyor!

Nasıl ki günlük hayatımızda  kendiliğinden oluşmuş, yasal olmayan ama uymamız gereken kurallar varsa, web dünyasında da yer edinmek için uyulması gereken bazı kurallar var. Belki diyeceksiniz ki: Zorunda Mıyım? Elbette bu kurallara uymak zorunda değilsiniz; ancak takip edilmek, popülerlik kazanmak, marka bilinirliğinizi artırmak için bu kurallara uymanız şart. Bu doğrultuda web sitelerinin “olmazsa olmaz” eklentilerinden biri haline gelen Facebook Like Box’ı kullanmayı da bir kural olarak değerlendirebiliriz. Çünkü Facebook Like Box Facebookbir web  sitesinde imajınızı ve kimliğinizi nitelik açısından ön plana çıkarmanın en kolay ve en pratik yolu.
Facebook şu an milyonlarca sitede adeta bir kural gibi kullanılan Like Box’ı 23 Haziran’da yayından kaldıracağını duyurdu. Elbette bu Facebook’un Like Box’ı tamamen kaldırdığı anlamına gelmiyor. Yapılan açıklamaya göre, yeni yayınlanan Graph API v2.3 versiyonuyla beraber, daha temiz bir görünüme sahip yepyeni bir Like Box kullanıma sunulacak. Tasarımsal olarak da daha şık bir görünüme sahip olacak yeni Like Box’ı yayına alabilmek için eskisinin kodlarını tamamen kaldırmanız gerekiyor. Yeni yüzü ve yeni özellikleriyle birlikte yeni Like Box’ı heyecanla bekliyoruz. icon smile Duyduk Duymadık Demeyin; Facebook Like Box Yenileniyor!

21 Nisan 2015 Salı

İstanbul reklam ajansları

İstanbul reklam ajansı seçmeye çalışan bir firmaysanız, kendinizi samanlıkta iğne arıyormuş gibi hissedebilirsiniz. Birkaç reklam ajansıyla görüşmüşseniz ve hepsi çok güzel sunumlar yapmışlarsa, seçim işi daha da zorlaşır. Tahmin edebileceğiniz gibi, yanlış bir seçim size para kaybı olarak dönerken, iyi bir seçim de satışlarınızın artmasına sebep olacaktır.
Her şeyden önce, neden bir reklam ajansına ihtiyaç duyduğunuzu net olarak belirleyin. Reklam ajansından ne amaçla kampanyalar veya reklamlar tasarlamasını isteyeceksiniz? Bir satış hedefi gerçekleştirmek için mi, yoksa piyasaya sunmayı düşündüğünüz yeni bir ürün mü var? Veya insanları bir sosyal sorumluluk benzeri projeyle mi etkilemek istiyorsunuz? Küçük bir firmayken, bir markaya dönüşmek ve markanıza uygun sloganlar ve değerler yaratılmasını mı istiyorsunuz? Ne istediğinizi bilir ve net olarak ifade edebilirseniz, reklam ajansı da size daha net geri dönüşler yapacaktır.
Doğru İstanbul reklam ajansı bulmak için, önce kapsamlı bir araştırma yapmanız gerekir. İnternet tabi ki günümüzün en çok kullanılan arama platformu, ancak yerel iş dünyası dergileri de size bu konuda yardımcı olabilir. Çevrenizde reklamlarını çok beğendiğiniz bir firma varsa, onların reklamlarını kime yaptırdıklarını da araştırabilirsiniz.
Bu ön araştırmadan sonra yapmanız gereken şey, hangi reklam ajanslarının ürün veya sektörünüz hakkında bilgi ve deneyim sahibi olduğunu bulmak olmalıdır. Bu konuda bilgi sahibi olmak için, ajansın websitesini inceleyebilirsiniz. Ama şunu da aklınızda tutun: Daha önce sektörünüzde bir reklam kampanyası tasarlamamış olup, farklı sektörler için çok iyi işler çıkarmış, geniş kapsamlı çalışan birçok reklam ajansı da vardır. Reklam ajansının portföyündeki reklam kampanyalarını akıllıca bulmuşsanız ve bu kampanyalar hoşunuza gittiyse, o reklam ajansını da “Görüşülecekler” listenize eklemenizde bir sakınca yoktur.
Gözünüze kestirdiğiniz reklam ajanslarına belirli bir formatta hazırladığınız soruları e-posta olarak gönderebilirsiniz (veya tercihinize göre bunları yüz yüze de görüşebilirsiniz). İstanbul reklam ajansı, sizin pazarlama hedeflerinizle ilgili ne gibi fırsatlar ve zorluklar gördüğünü sorun. Standart, her yerde rastlayabileceğiniz cevapları veren, size çok geç cevap veren veya sizin hayal ettiğiniz kapsam veya tarzla ilgisiz cevaplar veren reklam ajanslarını eleyin. Ajansa mutlaka daha önce yaptığı işleri görmek istediğinizi söyleyin ve daha önce reklam tasarladıkları firmalarla görüşmeyi de deneyin. Eğer bu son dediğimizi yapabiliyorsanız, reklam ajansının firmayla ilişkisini ve belirttikleri iş teslim tarihlerine ne derecede dikkat ettiklerini mutlaka sorun.
Bir başka önemli mesele bütçe. Reklam ajansına bütçe yönetimini nasıl yaptığını sorun. Mümkünse reklam bütçenizi ajansla birlikte belirleyin. Bu konuyu atlarsanız, imkanınızın el verdiğinden daha dar kapsamlı veya daha az kaliteli bir reklam elde edebilir veya tam tersine, bütçenizi aşan bir fiyatla karşılaşabilirsiniz. Unutmayın ki, bütçeniz ve çalışmayı düşündüğünüz ajansın boyutu ve çalışma kapsamı arasında doğru orantı vardır.
Bütün bunları yaptıktan sonra elinizde birkaç reklam ajansıİstanbul reklam ajansı ismi kalacaktır. Artık, bu reklam ajanslarıyla yüz yüze görüşme zamanı. Siz onlara gidebilir veya onları kendi ofisinize çağırabilirsiniz. İyi bir reklam ajansı, ilk görüşmenizde sizin amaçlarınızı olabildiğince detaylı anlatmanıza izin verir ve bu da sizi ve firma hedeflerinizi anlamaya çalıştığının bir göstergesidir. Yani, ilk görüşmede konuşmacı siz olacaksınız. Ondan sonra, konuşma sırası ajansa gelecektir.